9 Ekim 2015 Cuma

3 Temmuz

    Sözde şike davasının futbolda temizlik davasının olmadığı, 3 Temmuz akşamındaki programlar ve beraat kararının alındığı 9 Ekim akşamındaki programlar arasındaki uçurumdan bile anlaşılabilir. O gün iddialar kanıt, yorumlar karar oldu. Programlar yangın yeri idi ama şuan 4 yıl 3 ay süren sürecin ardından televizyonlarda sessizlik hakim. O zaman linç kampanyasını "habercilik anlayışı" ile yürütenler, şimdi aynı "habercilik anlayışı" ile havadan sudan programlar yapıyor.

    Her vicdanı ile olayı anlamaya çalışanın, anlayabileceği tutarsızlıkları tekrar hatırlayalım;
  • Emenike'nin para sayma görüntüleri. (Hala çıkmadı.)
  • Polis, iddianame daha sanıklara okunmadan  basın toplantısı düzenleyerek 19 maçta şike var dedi. (Daha sonra şuan kaçak olan Zekeriya Öz'ün başlattığı davayı devralan diğer savcı medyada yer alan haberlerin yüzde 90'ı yalandı dedi.)
  • Kaldı ki madem 19 maçta şikenin var olduğu biliniyordu neden bir suç üstü olmadı. Her hafta "Ha bu haftada şikeyi tespit ettik bakalım haftaya ne olacak" diye dizi izler gibi öyle baktılar mı !
  • 4 yıl 3 ay boyunca futbolun aktörleri olan futbolcu, hakem, hakem atamayı düzenleyen federasyon yetkilileri gibi şikenin yapılabileceği kişilerle ilgili hiçbir itiraf, belge, para hareketi, delil ortaya çıkmadı.
  • Kamuoyunda neden sadece şike davası Fb ile anıldı. (Bjk, Sivas, Eskişehir, Bursa, ts, Buca, Gaziantep... olmasına rağmen.) 
  • Sivas'da bir araba bagajına konulan çantada 2 milyon liranın olduğu iddaa edildi. (Mahkemede o çantaya kağıt paralarla yapılan tatbikatta o paralar çantaya sığmadı kaldı ki Sivas valisi, emniyet müdürü, Sivasspor başkanı o çantada biletlerin var olduğunu beyan etmişlerdi.)
  • UEFA ve TFF, Fenerbahçe'yi sıfır tolerans ile Şampiyonlar Ligi'ne yollamaz iken iddianamede ts yöneticilerininde olmasına rağmen ts yollandı.
  • İddianameden bir alıntı "Sanık Aziz Yıldırım, Fb'nin 2010'da kaybettiği şampiyonluğun ardından 2011'de mutlaka daha önce verdiği 3 şampiyonluk sözü nedeniyle, Fb'yi şampiyon yapmak istiyordu. Lige kötü başlayan takımın ikinci yarıda puan kaybına tahammülü kalmamıştı. Şampiyonluğun doğal yollarla elde edemeyeceğini düşünen Aziz Yıldırım, Fb'nin köklü geçmişini ve saygınlığına sığınarak bir suç örgütü kurma hazırlığında..." (Yani 4 yıl boyunca yazılan bir senaryo oynandı hem UEFA'da hem Türkiye'de.)
  • Kaleci Korcan'ın önce sevgilisine sonra ablasına Fbli yönetici tarafından mini cooper hediye edildiği iddaa edildi sonra Korcan'ın ne sevgilisinin ne de ablasının olmadığı ortaya çıktı.
  • Ali Koç basın toplantısında eğer en ufak delil varsa küme düşürün demesine rağmen bir yıl boyunca Fb ile şöyle ceza verelim şöyle CAS davasını çekin şunları kabul edin şeklinde pazarlık yapıldı. Amaç futbolda temizlik mi yoksa futboldaki pastaya tek başına oturmak isteyenlerin, istemediklerini sindirme yolları mı !
  • Daha dava yeni başlamışken bakanlardan biri "tsnin kupasını almak için de çok ince ayar bir çalışma yapıyoruz" diyebiliyordu ve kimse umursamıyordu çünkü daha Ağustos ayında televizyonlarda ağızlarında salyalarla, bağıra bağıra konuşanlar, iftaralar ve yalan delillerle kamuoyunda Fb şikeci algısı oluşmuş, damgasını yemişti. 
  • Ünal Aysal, Fb'nin her şeye rağmen Avrupa Ligi'nde yarı final oynadığı sezonun ardından başkanın ceza alacağını ve Fb'nin men edileceğini söyledi.
  • Egemen Bağış, Beyaz Futbol programında MAA başkanlığa olayları daha önceden bilerek geldiğini söyledi.
  • İHO, 2010-2011 sezonunda Mecnun Odyakmaz'ın dinlendiğini bildiğini söyledi.
  • Mehmet Demirkol 3 Temmuz'dan önce böyle bir operasyonun olacağını duyduğunu söyledi.
  • Biraz daha günümüzden bakarsak devletin her kesimi hukuk alanında birilerin adamları olduğu söylendi, herkesin kendi çıkarına göre mahkemeleri manipüle ettikleri ortaya çıktı ve buna rağmen 3 Temmuz davası bunlardan ayrıymış gibi davranıldı.
  • Lütfi Arıboğan yeniden yargılama kapsamında verdiği ifade de 2010'da TFF'nin soruşturmasında şikeye rastlamadıklarını söyledi. (Kendisi Cornu'ya Fb'nin yüzde 1 bile masum olma olasılığı yok demişti.) 
  • Dün Platini'nde uzaklaştırılmasıyla, 3 Temmuz 2011'de başlatılan sözde şike davasında görevinin başında kalan tek kişi Aziz Yıldırım oldu.                                                              
    " ...
       Nerden baksan tutarsızlık,
       Nerden baksan ahmakça ! 
       ...                                        "
    
    Şahsi görüşüm ilkel ülkemde 17 Aralık diye bir durum olmasaydı, Fb camiası, taraftarlarının daha önce görülmemiş refleksi, kenetlenmeyi, desteği, inancı göstermelerine rağmen bu saçmalıkları daha önceden olduğu gibi bir duvara anlatmaya, acı çekmeye, mağdur olmaya devam edecekti ve sadece belli bir kulübün çıkarı doğrultusunda bataklık içinde spor yapılmaya devam edilecekti ama oyun bitti...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Hitler'in tepkisi


Eminim her Lakers taraftarı, Lakers yöneticileri, koyu taraftar olan Jack Nicholson bu tepkiyi vermişlerdir :=)

Gerçekten çokta anlaşılır birşey değil Lakers'ın süpürülmesi(4-0) hemde hep geri adım atan, kolay havlu atan, seviye yükseldikçe Dirk Nowitzki hariç performansı düşen Dallas tarafından.

Seri boyunca Dallas güçlü bir karakter ortaya koydu özellikle Dirk çok yüzdeli oynadı tabi ribaundlara katkısıda inanılmazdı.İlk üç maçta da Lakers 4-5 dakikalık patlamalarla son çeyreğe hep başa baş girdi ama Lakers o istikrarı yakalayamadığı için Dallas hep daya iyi oynayan taraf oldu.Son maçı saymıyorum zaten o gün çok özel bir gündü.Dallas'ın attığı her şut girdi o maça herkes Lakers'ı süpürmek için gitmişti sanki.Bakalım Dallas bu muhteşem oyunu Memphis yada Oklohoma karşısında konferans finallerinde gösterebilecek mi hepberaber göreceğiz.Bence Dallas burada da takılmazsa geri adım atıp, sinmezse Miami'yi bu sefer geçeceklerdir.Büyük ihtimallede Dallas'ın karşısına Miami gelecektir.

Lakers'a gelelim.Son iki yılın şampiyonu çoğu kişinin olduğu gibi benimde favorimdi ama hiçte öyle bir psikolojide olmadılar ve o şampiyon oyununu göstermediler.Bunu son maçtan Kobe'nin ilk çeyrek 13 sayı atıp maçı 17 sayı ile bitirmesinden anlayabiliriz.Takım arkadaşlarına inanmış bir Kobe böyle 3. viteste oynamazdı.Fisher'ın uğraşması gereken Nba başkanı ile oyuncular arasındaki sorundan ötürü ve ilerlemiş yaşından ötürü bu performansı pekte şaşırtmadı.Artest her ne kadar en duyarlı vatandaş ödülünü alsada kafası gidip geliyor işte.Odom'uda Kim Kardashin mahvetti herhalde yoksa bu kadar kötü olması çok ilginç.Ama Pau Gasol için söyleyecek birşey bulamıyorum.Bir oyuncu nasıl bu kadar kötü olabilir, nasıl yeteneklerini, alışkanlıklarını unutmuş olabilir hala çözemedim.Playoff'un başından itibaren sahada adeta ruh gibi dolaşıyor.Efsane koç Phil Jackson(11 Nba şampiyonluğuna ulaştı ve koçluk kariyeri boyunca oynadı tüm maçlarda yüzde 72 galibiyet yüzdesi tutturdu) bile Gasol'u kendisine getiremedi.Umarım Avrupa Şampiyonası'ndan öncede toplarlanmaz.

Bu arada Jason Terry'e teşekkür ederiz Lakers-Dallas serisinin 4. maçında 9/10 üçlük performansı izlettiği için...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Nuri Şahin Real Madrid'de

Real Madrid, Nuri Şahin'i 6 yıllık bir kontratla renklerine bağladı ve 10 milyon euro bonservis bedeli ödedi. Yıldız futbolcu yıllık 2.5 milyon euro ücret alacak.
Nuri açıklamasında, "Borussia Dortmund ile çocukluk hayallerim gerçek oldu. Burada şampiyonluk yaşadığım için çok mutluyum. Ancak Real Madrid fırsatı geri çevirilemezdi" dedi.Alman gazetilerine göre Hamit'te sezon sonu Real'e katılacakmış.
Herkesin kafasında olan bir tabu daha yıkıldı.''Bizi Avrupa'da sevmiyorlar, Türkleri oradalarda oynatmazlar, işte oyuncularımız Türk pasaportu olduğu için Avrupa'ya transfer olamıyor.'' gibi tabular yıkılmış oldu.Ki Nuri Almanya'nın istemesine rağmen milli takımımızı seçmişti bu tabular gerçek olsa şimdi Real Madrid'de ikinci Türk'te olurmuydu.Artık tüm alanda olduğu gibi futbolda da boş düşüncelerden kurtulmamız lazım.Kendi kendimize ön yardı uyduruyoruz sonra onu kutsalmış gibi koruyoruz.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Playofflarda Yarı Final Heyecanı...
















Bu sezon son 3-4 sezondur düşen rekabet düzeyinden sonra bu sezon gösterilen mücadeleler sayesinde müthiş bir playoff izliyoruz.Bunda seneye NBA'in oynanamama tehlikeside yok değil.Gelelim heyecan verici NBA playoff yarı finallerine...

Oklahoma City Thunder(4)-(8)Memphis Grizzlies:Gasol, Zack ve müthiş savunma ve atletizmi
ile San Antonio Spurs hanedanlığına son veren Memphis'i bu kez Westbrook'lu Durant'li Oklahoma City bekliyor.Şüphesiz zor bir seri olacak ama sadece 1 gün dinlenecek olan Memphis için ilk maç(üstelik deplasmanda) çok zor olacak çünkü tarihlerindeki ilk yarı finale yükselene kadar çok zorlu yollar geçtiler buda onları biraz olsun yıprattı.Ama kesinlikle kolay lokma olmayacaklardır.Savunması ve pota altı oyuncularıyla çok sorun çıkarabilirler.Oklahoma ise çekişmeli Denver serisini 4-1 ile geride bıraktılar ve aynı şekilde de kaybedebilirdiler.Durant iki maçta da 41 sayı attı ve şuan ne atsa girecekmiş gibi oynuyor.Westbrook'ta oyununu geliştirdi ve müthiş skor katkısı veriyor.Şüphesiz bu iki oyuncu onların en büyük silahları.Oklahoma City biraz sarsıntıda olan takım kimyasını oturtursa bu seriyi geçebilir.Bu iki genç takımın mücadelesi çok keyifli olacaktır.

Miami Heat(2)-(3)Boston Celtics:Müthiş geçmesi beklenen bir seri.Miami inişli çıkışlıda olsa iyi bir sezon geçirdi ama asıl iyi olmaları gereken playofflar.İlk seride Philadelphia 76ers ile karşılaştılar.Nispeten kolay geçmesi beklenen seri Heat için biraz sıkıntılı oldu özellikle maç sonları hala nasıl bir oyun oynayacakları son topu kimin kullanacağı belli değil.LeBron James ise çizilen karizmasını düzelteceği, eleştirilere 'Gördünüz mü?' diyebileceği bir seri oynayacak.LeBron bence en iyi basketbolcu ama efsanelerin arasına ismini yazdırabilmesi için müthiş bir seri oynamalı.O yetenekte bir oyuncı ama üstünde çok baskı var ve vermesi gerekende büyük bir psikolojik savaş var.Bakalım bu mental gücü sağlayabilecek mi yoksa
geri adım mı atacak.Boston ise New York serisine kötü başladı ama eski oyununu hatırlayarak ve çok iyi bir Rondo ile iyi bitirdi.Bu seride en avantajlı oldukları nokta Rajon Rondo.Rondo ne kadar iyi oynarsa Boston için herşey daha kolay olacak.Eğer birde Shaq oyunun bir bölümünde katkı verirse zaten oldukça avantajı olan Boston seriyi geçecektir.Ama Boston'ın avantajlarına rağmen bence LeBron vermesi gereken sınavları verecek ve Miami bu seriyi geçecektir.

Chicago Bulls(1)-(5)Atlanta Hawks:Chicago geçirebileceği en iyi şekilde bir İndiana serisi geçirdi.Belki seri 4-1 bitti ama hiçbir maç onlar için kolay olmadı.Tecrübesizliklerini biraz olsun attılar ve Rose biraz kötü oynasada playoffta da asla geri adım atmayacağını gösterdi.Boozer'ında sakatlığı onların avantajına olacaktır çünkü hiç katkı veremiyordu.Atlanta cephesinde ise kötünün iyisi durum var.Oynadıkları Orlando serisi o kadar tuhaftıki Anlanta nerdeyse hazırlık maçı havasında oynuyor Orlando ise yüzde 32 gibi yüzdeyle şut atıyor.Howard o kadar dayak yemesine rağmen .okiyi bir performans gösterdi.Howard'a destek olan hiçkimse yoktu belki Hidayet ama oda kötü bir seri geçirdi eski etkinliği yoktu tabi bunda kadronun yetersizlğide vardı Redick, Howard, Hidayet dışında kötü gidişe karşı duracak oyuncu eksikliğinden biraz Crawford mucizesi biraz bire bir basketi daha iyi oynayan Atlanta Bulls'un rakibi oldu ama Atlanta'nın bu seride hiç şansı yok.

Los Angels Lakers(2)-(3)Dallas Mavericks:Son şampiyon Lakers kendisine yetecek kadar oynayıp New Orleans Hornets engelini geçmeyi başardı.Chris Paul sınırlı takım da olmasına karşın efsanevi iki maç oynayarak takımına iki galibiyet aldırdı ama bunu devam ettirmesi tabi çok zordu.İki maçtata Paul 30 sayı 10 ribaund 15 asist ortalamasını geçti bu gerçekten onun ne kadar özel bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor.Bu sezon Lakers'ı bana göre onları çok zorlayacak bir rakip yok bu yüzden yine şampiyon olacaktırlar.Tek yapmaları gereken odaklanıp oynamak ve Kobe Bryant'ı sakatlamadan maçları çıkarmaktır.Eğer Kobe sakatlanıp oynayamaz duruma gelirse işler gerçekten çok zorlaşır.Dallas ise 3 sezondur playoff ilk turunda elenme
güvensizliğini atmış gibi görünüyor.Gerçi bunda Portland'ın özellikle Aldridge'in bekleneni veremesinden kaynaklandığı söylenebilir.Kidd ve Nowitzki önderliğinde Lakers'ın biraz canını yakabilirler ama sonunu getirebilirler mi büyük bir soru işareti.

24 Nisan 2011 Pazar

Ne Yaptın Roy...















Az önce sona eren maçtan sonra dayanamadım duygularımı yazmak istedim.Nba'de batı konferansında 3. ile 6.'nın eşlemesinde Portland Blazers 84-82'lik skorla Dallas Mavericks'i mağlup etmeyi başardı ve seriyi 2-2'ye getirdi.

İzlediğim en inanılmaz maçlardan biriydi.Maça iki takımda kısır döngü içersinde başladı kötü şut yüzdeleri, saçma top kayıplarıyla ilk çeyrek başa baş geçildi.İlk periyotun skoru:16-11 Dallas'ın üstünlüğü ile geçildi.İkinci periyotta ise Portland ritmini bulamadı ama periyotun sonuna doğru yaşanan gerginliklerle ve sürekli serbest atış çizgisine giderek Aldridge'nin kötü oynadığı ilk yarıda bile sadece 2 sayıyla soyunma odasına gittiler(37-35)

İkinci yarıya Dallas ağırlığını koyarak başladı.İlk önce oyunu kontrolüne aldı ve verimsiz oynayan Portland hücumunuda iyi savunarak farkı 20 sayıya kadar çıkardılar ve 3.periyotuda 67-49 önde kapadılar.

Son çeyrekte ise son iki sezondur dizinden sakatlıklarla boğuşan, bu süre zarfında atletizmi erozyona uğrayan, hatta daha Ocak ayında iki dizinden de ameliyat olan, doktorların dediği gibi eski formuna kavuşması imkansız olan, ama cesur yüreğinden hiçbir şey kaybetmeyen BRANDON ROY takımına müthiş bir liderlik yaparak, gitti denilen maçı, gitti denilen seriyi tek başına kurtardı.Attığı 24 sayısının hepside zor pozisyonlardı özellikle sakatlıklardan dolayı yıpranmış bir oyuncu için.Maçın son 2 dakikasında attığı 12 sayı(bu 12 sayının biride 3+1 idi) ve gösterdiği dik duruş zaten önceki senelerdende kırılgan olan Dallas'ı nakavt etmeye yeterdi.Bu da yetmedi maçın bitimine 39 saniye kala attığı atışla takımına galibiyeti getirdi.

Yani kısacası Roy'un yaşadıkları ve bu maçtaki destansı performansı sadece Hollywood filmlerinde görülebilir.Bir kez daha gördümki basketbolda tıpkı hayattaki gibi son ana kadar hiçbir şey belli değil.Helal olsun Brandon ROY...

21 Nisan 2011 Perşembe

Turkish El Clasico















Dün oynanan maçta Real Madrid 18 yıllık kupa hasretine uzatma dakikalarında Ronaldo'nun golüyle son verdi.

Özellikle maçın ilk yarısı Türkiye'den alışkın olduğumuz derbilere çok benziyordu.Maçta herkes rakibine taban göstererek giriyordu.Bu yüksek tansiyonda dünyadaki hakemlerinde bizim hakemlerden farkı olmadığını gördük.Hakem neye faul vereceğine şaşırdı ve uzun süre kart göstermeden idare etti.İlk yarında Barça'nın kötü oyununu Madrid pozisyona girerek değerlendirdi ama golü bulamadı.İkinci yarıda ise tüm devreyi önde kapatan Barçaydı ama onlarda gol bulamadılar.Uzatmada Ronaldo işi bitirdi ve kupayı getirebildi.Ama Barça'nın çokta taktığını sanmıyorum.Onlar asıl güçlerini şampiyonlar liginde gösterecektir.Real Madrid'i yine pas manyağı yapacaklardır.Madrid buna çözüm üretemiyor artık kadrosundan mı yoksa taktiklerden mi?...

18 Nisan 2011 Pazartesi

Sert Açıklamalar...















Yine ağzı olan konuşmaya başladı.Ne bu şiddet ne bu celal.9 puan geriden gelirken hiçbir hakem hatası yok, hatta Fenerbahçe hakemleri bile satın almış oluyor bu süreçte ama zor kazanılan maçtan sonra ''Bilinçli hata yapıyorlar'' deniyor.Bu açıklamalar bir belgeye dayanmıyorsa açıklamayı yapan kişilerin suçlu durumda olması gerekiyor.Hakemler hata yapıyor her yerde Nba, Premier Lig, La Liga, Seri A ama oralarda da böyle konuşuluyor mu acaba?Ki hakemlerimizi biz böyle yapıyoruz sonra çok ağır konuşuyoruz o konuşmaların ucu bizede dokunuyor haberimiz yok.

Hala klişelerle uğraşıyoruz 'Türkiye'de çalamazlar'.Ya Ibrahimoviç 2 hafta önce rakibe hayvan gibi girdi kırmızı gördü cezası bittikten sonraki ilk maç hakeme küfür etti yine atıldı.İtalya'nın başbakanı Milan'ın da başkanı.O koskaca Milan'a kırmızı kartı gösterebiliyorsalar neden Fenerbahçe'yede gösterilmesinki.Lugano rakibine tamamen insanlık dışı dalıyor hiçbir şey yok.Bence bu kötü kararlarda hakemin suçu en az.Asıl suçlular medya, eski kafa yorumcular, başkanlar, yöneticiler, teknik direktörler, futbolcular, federasyon, MHK ve hakemler.Liste biraz kabarık oldu ama böyle.En azından bu açıdan bakarsak hayatımız çok daha güzel olacak.Yapmamız gereken objektif olmak ve mantıklı düşünmek.

Bir başka noktaya daha değinmek istiyorum.Aziz Yıldırım, yöneticiler, futbolcular birşeyden daha şikayetciler.'Kimse bizi sevmiyor, herkes bize karşı ekstra motiveyle oynuyor.'Bunun birkaç nedeni var tabiki, kimse kimseyi boş yere sevmemezlik yapmaz.Fenerbahçeli olmama rağmen takımım çok antipatik.İnternet sitesindeki açıklamalardan, röportajlardan, sahada fenerbahçeli olduğu için kendini üstün gören futbolcular rakiplerini saygısızca davranıyorlar.Takımda bir iki tane böyle oyuncu olması iyidir ama takımın yarısına yakını böyleyse rakip futbolcular hakemin sağlamadığı adaleti kendileri oynayarak, tekme atarak, tartışarak sağlamaya çalışıyorlar.Fenerbahçe'nin açıklamarındaki üslubu, saha içindeki aşırı agresifliğini değiştirmesi gerekiyor.Aslında Aykut Kocaman bunların farkında açıklamalarında bu sorunu ele alıyor ama hala bir çözüm bumuş değil.

Eskiden bir söz vardı 'Bu hakemlerle bu lig bitmez'.O söz 'Bu başkan ve yöneticilerle bu lig bitmez.' olarak değiştirimeli.

Burak Yılmaz ''Güneşin Parlayan Yıldızı''


Trabzonspor'da müthiş bir gelişim gösteren Burak Yılmaz'a diye bileceğim tekşey ne olur canımızı daha çok yakma:=)


Şaka bir yana gerçekten gösterdiği performans çok etkileyici.Hep yetenekli, iyi fizikli, hızlı, güçlü dendi ama ne Antalya ne Beşiktaş ne Manisa ne Fenerbahçe ne de Eskişehir'de bu söylenen özellikleri, beklentileri karşılayabildi.Artık en mantıklı açıklama:Trabzon'un havası, suyu yaradı demek kalıyor.

Burak Yılmaz'a başarılarının devamını ama Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını da dilerim...:))

16 Nisan 2011 Cumartesi

2011 NBA Playoff Maçları Başlıyor....


Nba'de normal sezonun ardından beklenen playoff maçları bugün Chicago-Indiana maçıyla başlıyor.Eşleşmelere göz gezdirelim:


(1)Chicago-(8)Indiana:Chicago sezon başında buralara geleceğini hiç kimse tahmin edemezdi.Ama onlar Rose'un önderliğinde müthiş savunma yaparak normal sezonda birinci olmayı başardılar.Türkiye'de şut sokamayan Rose birdenbire çok iyi bir atıcıya dönüştü.Wade'nin 3-4 sezon öncesi gibi pota altında müthiş bir bitirici oldu.En önemlisi çok iyi karakterli bir süperstar oldu bu da takıma çok iyi seriyat etti ve eski günlerini özleyen Bulls taraftarlarına unutulmaz bir playoff yaşatabilirler.Indiana ise inişli çıkışlı sezondan sonra playoffa girebildi ama şansları gerçenten çok az.

(2)Miami-(7)Philadelphia:LeBron canlı yayında Cleveland'ı terk edince ve geçen sezon playofflarda havlu atınca bu sezon ''Kara Şövalye'' durumuna düştü.Gittiği her salonda(deplasmanlarda) yuhulandı ama buna rağmen müthiş sezon geçirdi.Wade'le oynamasına karşın istatistikleri geçen sezona çok yakın şut yüzdesi 5 puan daha(yüzde 51) geliştirdi.Ama takım olarak 3.6 kişilik(1.5 lebron, 1.5 wade 0.6 bosh :D) oynadıkları için iyi bir basketbol oynamadan buralara geldiler.Bence bir vites daha yükseltip finale kalacaklardır ama zor bir yol olacak.LeBron artık üstündeki lekeleri kaldırıp Wade'le takımı sırtlıyarak büyük başarılar yakalamak zorunda.Philadelphia sınırlı kadrosuna rağmen son 5 haftaya kadar çok iyi sezon geçirdiler.Onların en büyük özellikleri atletizim ama karşılarında da öyle oynayan bir rakip Indiana gibi işleri çok zor.

(3)Boston-(6)New York:Boston'ı kendine getirebilecek bir seri.Boston Perkings'i yolladıktan sonra hem ruhsal hemde sahada çok geriye gittiler.Shaq'ın 20 dakika verimli oynaması onları yeniden bir düzene sokacaktır ama çok formsuzlar.Karşılarında da Carmelo, Amare ve Bilups dışında birşey yok birde New York basını tabi.Ama aralarındaki rekabetide düşünürsek Boston uyanıp Miami ile bize müthiş bir seri izleteceklerdir.

(4)Orlando-(5)Anlanta:Orlando eski günlerinden(Hidayetle final oynadıkları sezon) çok uzak.Farklı bir sistemle oynuyorlar savunmayı sadece Howard toparlıyor oda bir yere kadar tabi.Hidayet iyi sezon geçirmesede topa ona verdiklerinde çark çok daha rahat dönüyor.Arenas ve Nelson takımı sıradanlaştırıyorlar.Anlanta ise 'canımız istediğinde oynarız' havasıyla bir sezonu geçirdiler.Odaklanma sorunları var ama geçen sezon yine Orlando'ya çok farklı kaybetmeleri gururlarına dokunmuş olabilir.Çekişmeli ama sonunda Orlando'nun kazanacağı bir seri hayal ediyorum.

(1)San Antonio-(8)Memphis:San Antonio müthiş bir sezon geçirdi.Gerçi sonlara doğru sakatlık nedeniyle bocaladılar ama genelde sezonu rolanti şekilde geçirip birinci bitirdiler.Onlara ters gelebilecek bir takımla eşleşiyorlar.Memphis normal sezonda 3-1 yendiği Spurs'ü zorlayacaktır.Spurs derin kadrosu sayesinde bu serinin üstesinde gelecektir.

(2)Lakers-(7)New Orleans:Son şampiyon Lakers'ın işi Spurs'e göre nispeten daha kolay.Karşılarında Chris Paul harici ço üst düzey oyuncusu olmayan New Orleans var.Hornets'in en iyi yaptığı şey savunmadır ama playoffta herkes savunmayı sertleştiriyor buna karşın Hornets'in vereceği pek fazla cevabı yok.

(3)Dallas-(6)Portland:Portland en istediği rakibi ile oynayacaklar.İki sezondur çok sanşsızlıklar yaşadılar hatta koçları bile sakatlanma başarısını gösterdi.Müthiş gelişim gösteren Aldridge'nin liderliği ile Dallas'ı eleyebileceklermi o enerjileri hala var mı?

(4)Oklahama City-(5)Denver:Yine çekişmeli geçmesi beklenen bir seri.Denver Antony'i gönderirken bir çok oyuncu aldı ve iyi bir kimya oluşturdular.Hep birlikte savunma yapıp hep birlikte hücum yapıyorlar.Jr Smith ne kadar iyi odaklanırsa Denver için işler o kadar kolay olacak.Ama karşılarında son 2 sezondur iyi bir basketbol oynayan(koçlarına rağmen) bir takım var.Durant İstanbul'da olduğu gibi herşeyi sokmaya devam ediyor.Bu sezonda sayı kralı olduOklahama'yı bir kademe daha yükselten Perkings olacak.Bülent Ersoy'un dediği gibi fevkiladedin fevkinde bir transfer:=).....

24 Kasım 2010 Çarşamba

Alex: "Mutluyum ve gururluyum"

Fenerbahçemizin lig tarihindeki 3000. golünü 2 gün önce Bucaspor ağlarına gönderen Takım Kaptanımız Alex de Souza, ligdeki ilk golümüzü atan ’Puşkaş Ergun’ lakaplı eski oyuncumuz Ergun Öztuna’nın da hazır bulunduğu bir törenle, 3000. golü attığı kramponlarını ve maç formasını Fenerbahçe Müzesi’ne armağan etti.

Her şeyi başlatan O

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’ndaki Fenerbahçe Müzesi’nde düzenlenen törene Alex de Souza ve 51 yıl önce Ankaragücü ağlarına ligdeki ilk golümüzü atan Ergun Öztuna’nın yanı sıra Genel Sekreterimiz Vedat Olcay, Asbaşkanımız Murat Özaydınlı, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Ali Yıldırım, Ünal Uzun ve Hüseyin Ersan Topbaş ile taraftarlarımız katıldı. Tören; Alex’in, üzerinde ’1’ ve ’Ergun Öztuna’ yazan çubuklu formayı Ergun Öztuna’ya, Ergun Öztuna’nın da üzerinde ’3000’ ve ’Alex’ yazan çubuklu formayı Alex’e hediye etmesiyle başladı. Daha sonra bu formalarla birlikte Alex’in 3000. golü attığı kramponları ve maç forması, müzede hazırlanan özel bölümü yerleştirildi. Forma ve kramponlar önünde basın mensuplarına poz veren Alex de Souza; "Aslında her şeyi başlatan O’ diyerek ilk sözü Ergun Öztuna’ya bıraktı.

3000. gol Alex’e çok yakıştı

İlk açıklamayı yapan Ergun Öztuna, "Şu an o kadar heyecanlıyım ki; attığım o golün yıllar sonra hatırlanıp bu duruma geleceğini hiç tahmin etmezdim. O golün değerini şimdi anlıyorum" dedi. Lig tarihindeki 3000. golümüz olan Alex’in Bucaspor ağlarına gönderdiği gölü izlediğini belirten Ergun Öztuna, bu golü ve Alex’in her golünü çok beğendiğini söyledi. Alex için artık ’Yabancı futbolcu’ denilemeyeceğini, Alex’in ’Bizden biri’ haline geldiğini belirten Öztuna, "Ben ilk golü nasıl attığımı hatırlamıyorum. Ama o gol, yıllar sonra benim Fenerbahçe ve Alex ile birlikte olmamı sağladı. O ilk gol, ben yürüdükçe arkamdan gelecek ve ben de daima hatırlanacağım ve unutulmayacağım" dedi. Alex’in 22 Kasım’daki lig maçında Bucaspor’a attığı 3 golün ve diğer 2 golümüzün hepsinin de harika olduğunu söyleyen Ergun Öztuna, "3000. gol Alex’in hakkıydı. O gün o golü Alex atmasaydı üzülürdük. 3000. gol Alex’e çok yakıştı. Benim gönlümden de zaten onun atması geçiyordu. Kendisi her şeyiyle; saha içi, saha dışı Türkiye’ye örnek olmuş bir insan" diye konuştu.

Gururlu ve mutluyum

Daha sonra söz alan Alex ise; "Şu anda Fenerbahçe’nin 3000. golünü atmış olmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyorum. Kulübün tarihine ne kadar önem verdiğimi, birçok kişi iyi bilir. Bu golün ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Yıllar sonra daha da önemli olacağını hissedeceğiz. Şu anda gurur ve mutluluk hissediyorum. Ergun Öztuna’nın söylediklerini anlamıyor gibi yapıyorum ama çok şeyi anlıyorum. Tarih şu anda yanımızda duruyor ve yıllar geçse de hatırlanacak. Bu yüzden ben de bunun mutluluk ve gururunu yaşıyorum. Tarih orada yaşıyor ve hiç silinmiyor. Fenerbahçe tarihine geçmiş diğer futbolcularla da tanışma fırsatı buldum. Hatta tarihe geçmiş oyunculardan biri de şu anda hocamız. Bu insanlarla bulunmaktan ve onları tanımaktan mutluluk duyuyorum" dedi.
3000. golü attığı formayı maçın ilk yarısının sonunda Bucasporlu oyuncuya hediye ettiğinin hatırlatılması üzerine Alex, "Normalde futboldun içinde olanlar bilirler ki bizim takımızda 2 tane maç forması vardır. Bugün müzeye verdiğim forma golü attığımda üzerimde olan forma değil. Ben bugün 2. formayı buraya getirdim. İlk formayı Buca’dan 5 numaralı oyuncuya verdim" diye konuştu.

Alex herkese örnek olmalı

Tören sonrası FB TV kameralarına duygu ve düşüncelerini aktaran Asbaşkanımız Murat Özaydınlı ise; "Hakikaten çok duygulu bir törendi. 1. ve 3000. gol Fenerbahçe tarihi için çok önemli. Bu nostaljiyi yaşamak, anıları paylaşmak çok güzel bir şey. Puşkaş’ın anılarını dinleneme imkanı bulduk. Kendisi sağlıklı ve umarım böyle devam eder. Uche ve Erol’u da bir araya getirirsek güzel olacak. Alex de bu 3000. golü hak etmişti. Alex tüm spor camiasında sahadaki başarıları, antrenmanlardaki disiplini ve işine bağlılığı, işine olan saygısı ve aile yaşantısıyla herkese örnek olmalı" diye konuştu.

Her kulübe nasip olmaz

Törenden sonra bir açıklama yapan Fenerbahçe Spor Kulübü Tarih Müze ve Arşiv Kurulu Başkanı Sertaç Kayserilioğlu ise, "1907 tarihinde ’Fenerbahçe Futbol Kulübü’ olarak kurulan ve zaman içinde hizmet verdiği 36 ayrı spor dalı nedeniyle, ’Fenerbahçe Spor Kulübü’ adını alan kulübümüz tarihine bakıldığında, geride kalan 103 şerefli yıldan günümüze nice başarı ve gururların yaşandığı bir gerçektir. Önce tarihi olmak sonra da bu tarihi yarınlara nakletmek, her kulübe ve her kişiye nasip olacak bir olgu değildir. İşte; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün değerli sporcularından Alex de Souza, Fenerbahçe forması altında 103. golüne ulaşırken; 1959 sezonuyla başlayan Türkiye 1. Futbol Ligi’nde, kulübümüzün 3000. golüne imzasını atmış ve tarihimizde bu anlamda da özel bir yere sahip olmuştur. Kendisini kutluyor ve başarılarının devamını diliyoruz" dedi.

www.fenerbahce.org

10 Kasım 2010 Çarşamba

Helal olsun sana...

Bir kez daha müthiş bir maça şahit olduk.Yani bir takım bu kadar mı değişir, bu kadar mı yıllarca buralarda oynuyormuş gibi oynar.Hakikaten inanılmaz.Milli takımımız Dünya Basketbol Şampiyonası'nda göstermiş olduğu müthiş savunmayı Fenerbahçe Ülker'de devam ettirip bunu bir ekola çevirmeye başladı.Oyuna giren çıkan herkes harika kattı veriyor.Hiç beğenmediğimiz Kaya Peker oyuna dahil olup kısa sürede savunmaya verdiği katkıyla maçı önde götürmemizi sağlıyor.Sadece Kaya değil tabi.İlerlemiş yaşına rağmen, harika bir kariyeri geride bırakmaya başlayan başta Ömer Onan, Mirsad Türkcan takımı sırtlayan isimler oldu.Bu kadar kısa sürede böylesine bir takım kurmak gerçekten inanılmaz.Öyle bir takım düşününkü savunmada bir pozisyonda iki oyuncu bir topa atlıyor(Kinsey ve Siena'dan bir oyuncu) yerde oluşan ıslaklığı Fenerbahçe'nin koçu Neven Spahija havluyu alıyor ve parkeyi siliyor.Bu nasıl bir kenetlenmedir.

Maça gelince Fenerbahçe Ülker iyi baş
ladı müthiş taraftar desteğiyle oyunu hep önde götüren taraf oldu.Maçta skor farkını hep arttırabileceğimiz zamanlarda lise düzeyinde top kayıpları yaptık ama buna sağmen savunma disiplenizmizden hiçbir şekilde ödün vermedik.Bunun karşılığında da Montepaschi Siena'yı 68 sayıda tuttuk.Ve ribauntlarda da 21 ribaunt fark attık.Bunun faydasını yaptığımız 17 top kayıpları sonucu gördük.Bu ribaunt üstünlüğümüzün olması bizi top kayıplarına rağmen sürekli önde tuttu.Daha söylenecek bir söz bulamıyorum.Bu anlamlı günde emeği geçen herkese binlerce Teşekkürler...

Birkez daha gördükki seyirciyle o sinerjiyi tutturduğumuz zaman futbol, voleybol, basketbol hiç farketmez bambaşka bir kimliği bürünüyoruz ve oynayacağımız oyunu 2-3 seviye daha yukarı çekiyoruz.Nolur bu takımı yalnız bırakmayalım.


4 Kasım 2010 Perşembe

Müthiş Bir Zafer...

















Geçen sene Barcelona'dan 40 sayı fark yiyen Fenerbahçe Ülker ne kadar değiştiğini gösterdi.Maç öncesi herkesin fark beklediği maçta mücadelesi ile cevap verdi.Maçın favorisi tabiki son şampiyon Barcelona'ydı ama Fenerbahçe Ülker'in özellikle bu sene gösterdiği mücadeleye saygı duymamız gerekirdi eski kafayla hemen 40-50 sayı fark olur yerine destek olmamız gerekirdi.

Fenerbahçe futbolda yapamadığı profesyonelliği, takım olmayı, mücadele gücünü diğer branşlarda uygulayabiliyor.Bugün bunun en büyük örneğini izledik sahanın her alanında topu paylaşan yüksek mücadele ile savunma yapan doğru bildiği şeyleri yapmaktan vazgeçmeyen bir takım gördük.Darısı futbol takımımızın başına.

Şimdi güçlü bir karakteri oturtmaya çalışan, avrupa'da saygı duyulan, istikrarlı bir şekilde başarılar yakalamak isteyen takımıza destek olup herşeyin çok daha kolay olmasını sağlayalım.Özellikle futbol maçına o kadar para verip hiçbirşey izleyemeyen Fenerbahçelilere önerim basketbol takımının arkasında olup hep beraber kısa zamanda yazılacak olan tarihe tanıklık etmeleri.

Teşekkürler Fenerbahçe Ülker.............

26 Ekim 2010 Salı

Eva Longoria

Pek güzel şarkı söylediği sözlenemez ama güzelliği yeter...

25 Ekim 2010 Pazartesi

The Answer TÜRKİYE'DE


Kim ne derse desin ister futboldaki Katar gibi desinler, ister Henry gibi futbolcuların para için Amerika'ya gitmesi gibi desinler, ister Avrupa'da başka isteyen yoktu desinler, ister alkol ve kumar sorunu var yararlı olmaz desinler, ister parasını alır yatar bir kenarda desinler...

Kızmayın uzattığım için bunun başka bir yorumu olamaz o ALLEN IVERSON...

21 Ekim 2010 Perşembe

Acı ama gerçek...





















Dün malesef Türk futbolun geldiği son noktaya şahit olduk.Ben 80'leri bilmiyorum o zamanları nasıl oynuyorduk ama herhalde bu kadar kötü haldeydik.Türkiye'nin en hızlı oynayan takımı, en fizik gücü yüksek takımı diye övünüyoruz Bursaspor ile ama Manchester'in gençleri resmen sahadan sildi.Sonuç 1-0 olduğuna bakmayalım çok aciz duruma düştü Bursaspor.Kimse tecrübesizlik gençlik falan demesin.Çünkü Manchester'in kadrosu daha genç ve daha tecrübesiz.Şampiyon olan takımımız böyle performans sergilerse diğer takımlarımız ne yapsın.Türk futbolu çok kötü durumda.Galatasaray Hagi'yi ikinci kez takıma geliyorsa Türk gazeteleri Bursa'ya ''Canınız Sağolsun'' diyorsa daha çok karamsar oluruz.

14 Ekim 2010 Perşembe

12 Ekim 2010 Salı

Gardaş, kardeşi yaktı...

Zaten Almanya maçında kötü oyunun dışında Euro2008'deki ruhtan eser yoktu bugün ise Almanya maçındaki istek Azerbeycan maçında yoktu.Maçın başından beri tek isteyen arzulayan Hamit idi.Sonlara doğru görüntüde bastıran milli takım vardı ama o hücumlarında, cılız olduğunu sonuça bakarak görebiliriz.Eğer Hiddink bizi bu yorumlardan hala kurtaramadıysa her ne kadar ağır eleştirilere katılmasamda hakkatten yazık o ne kadar verdiğimizi bilmediğimiz paralar.Biz yıllardır bu tip maçlarda puan kaybettiğimiz için turnuvalara istikrarlı bir şekilde katılamıyoruz.E Hiddink gibi bir deha getiriyoruz ne alt yapıda bir kıpırdama var ne sistem kurma çabası var ne belli bir oyun anlayışına sadık kalıp oynamak var.Tamam onun elinde de sihirli değnek yok ama en azından bir yerden başlayıp niyetini belli etmesi gerekir Hiddink günü kurtarmaya mı geldi(gerçi gittikçe o gün karanlığa saplanıyor.) bize futbol kültürü aşılamaya mı geldi, bize belli bir teknik taktik kazandırmaya mı geldi, yoksa alt yapıdan üst düzey oyuncu çıkarmaya mı geldi.Yaklaşık 5 ay geçti ama hala bu sorunların hiç biri çözülemedi.Sorun kimde?Yanlış hoca değişimi mi, kendimizi bir türlü bilmemiz mi, taraftar mı, medya mı, oyuncular mı, yoksa futbol kültürümüz mü?Hepsi diyerek bu sorulardan kurtula kurtula anlık, günlük başarılarla avunacağız.

Yazık hala Türk futbolcularını tanımayan Hiddink'e.Yazık plansız programsız teknik direktör getiren federasyona.Yazık kendini bir türlü geliştirmeyen futbolculara.Yazık Türk Milli takımını canı gönülden destekleyen insanlarımıza...

1 Ekim 2010 Cuma

Demirçelik Dur Dedi...



















Aldığı iyi sonuçlarla ertelenen eleştiriler yine gün yüzüne çıkacak.Galatasarayîn belki çok sakatı var belki takım ruhu yok belki iyi bir kadrosu ve teknik direktörü yok.Ama süper lige yeni çıkıp kadrosunu yenileyen Karabük'ten aşağı kalır yanı olmaması lazım.Adnan Polat'In dediği gibi gerçekten Fenerbahçe ile çekişecekler ama 5.lik için.Önemli yorumcuların dediği gibi kötü oynayabilirsiniz ama kötü mücadele edemezsiniz Galatasaray hala bunu oturtamadı.Hala Rijkaard'a yüklenen olmaz herhalde adamın babası ölmüş ama takımının başında daha ne fedekarlığı yapsın zaten oyuncular hocalarına saygı duysalar onun için oynasalar bugün Galatasaray'a vasat takım gözüyle bakmazdık.Yine Fenerbahçe'nin kendini avutacağı Galatasaray maçları var Galatasaray'da oda yok.Galatasaray için gidişat baya bir karanlık.

Karabükspor'da geçen seneki fırtına yükseleşini devam ettiriyor adım adım.Umarım Karabük halkı ve o bölge illeri hep birlikte Karabük'e destek olurlar ve Karabük çok iyi bir futbol şehiri olur.

Karabük gibi diğer anadolu takımlarının attığı tokatlar ne zaman 4 büyüğümüze ders olacak acaba?...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Artık İbra Ezeli Rakipte...

Playstation'da çok çektiğim İbrahimoviç artık Milan'da:=)

Barcelona'da beklentileri karşılayamadı zatende karşılaması zordu çünkü İbo'ya itilip kakılacak bir lig lazımdı ispanya ligide buna çok uzak bir lig.Barça'da da en güzel gollerini estetik hareketlerini(sırtıyla yaptığı asist mesela) izledik ama bir türlü İnter'deki performansını yakalayamadı.

Şimdi artık Milan'da ter dökecek gerçi 3 ekimde yaş 29 olacak.Ama yaşlı Milan kadrosunda baya genç bir yaş bu...İtalya da bizim ülkemize benziyor bakalım ezeli rakipte oynama hem interliler için hem milanlılar için nasıl olacak.İbo büyük ihtimal sert tepkilerle karşılacaktır ama bunun üstüsünden çok kolay gelebilir.Ne diyelim hayırlı olsun...

26 Ağustos 2010 Perşembe

FUCK THE SYSTEM

Bu sene artık Türk futbolunun nasıl dibe vurduğuna şait oluyoruz.Belki takımlarımız Trabzonspor hariç kendilerinden daha iyi takımlara elenmediler ama kendilerinde daha ciddi ne yaptığını bilen takımlara elendiler.Fenerbahçe'nin Kadıköy'de yaşadığı buydu.Kağıt üstünde oyuncuların değerleri P.A.O.K'tan 3 katından fazla ama iş profesyonelliğe gelince, oyuncuların spora bakışına gelince, nasıl oynanması gerektiğine gelince, böyle aralarında uçurum oluyor işte.

Sözde koskoca klüplerimizin haline yine gördük.Ya biz mi kendimizi çok yukarıda görüp böyle hayal kırıklığı yaşıyoruz yoksa hakkatten bizim futbolumuz Katar'daki futboldan hallice mi?

Ulan takımların elenmesine mi kızayım, Türk spor kanallarının bizi Sergen Yalçın-Hikmet Karaman eksenine sıkıştırmasına mı kızayım!Diğer branşlarımızda iyi kötü bir şekilde ülkemizi avrupada da temsil edebiliyoruz ama futbola gelince bu paraları nasıl kullanıyorlarda böyle sonuçlar oluyor.Neden hala 5 milyonluk adama 15 milyon para veip bak büyük transfer yaptık deyip ondan sonra gönderecek klip bulamıyoruz.Bu sistemi Bursaspor yıkar dedik artık şampiyonda oldu dedik hala aynı be kardeşim.Çok yazık bari klüplerimiz yine bu seviyede olsunda o harcadıkları parayı ülke menfaatlerine harcasın hiç değilse ülkemiz biraz gelişsin.

Tüm elenen takımlarımıza(Trabzonspor hariç) kos''kocaman'' YUH!!!