10 Kasım 2010 Çarşamba

Helal olsun sana...

Bir kez daha müthiş bir maça şahit olduk.Yani bir takım bu kadar mı değişir, bu kadar mı yıllarca buralarda oynuyormuş gibi oynar.Hakikaten inanılmaz.Milli takımımız Dünya Basketbol Şampiyonası'nda göstermiş olduğu müthiş savunmayı Fenerbahçe Ülker'de devam ettirip bunu bir ekola çevirmeye başladı.Oyuna giren çıkan herkes harika kattı veriyor.Hiç beğenmediğimiz Kaya Peker oyuna dahil olup kısa sürede savunmaya verdiği katkıyla maçı önde götürmemizi sağlıyor.Sadece Kaya değil tabi.İlerlemiş yaşına rağmen, harika bir kariyeri geride bırakmaya başlayan başta Ömer Onan, Mirsad Türkcan takımı sırtlayan isimler oldu.Bu kadar kısa sürede böylesine bir takım kurmak gerçekten inanılmaz.Öyle bir takım düşününkü savunmada bir pozisyonda iki oyuncu bir topa atlıyor(Kinsey ve Siena'dan bir oyuncu) yerde oluşan ıslaklığı Fenerbahçe'nin koçu Neven Spahija havluyu alıyor ve parkeyi siliyor.Bu nasıl bir kenetlenmedir.

Maça gelince Fenerbahçe Ülker iyi baş
ladı müthiş taraftar desteğiyle oyunu hep önde götüren taraf oldu.Maçta skor farkını hep arttırabileceğimiz zamanlarda lise düzeyinde top kayıpları yaptık ama buna sağmen savunma disiplenizmizden hiçbir şekilde ödün vermedik.Bunun karşılığında da Montepaschi Siena'yı 68 sayıda tuttuk.Ve ribauntlarda da 21 ribaunt fark attık.Bunun faydasını yaptığımız 17 top kayıpları sonucu gördük.Bu ribaunt üstünlüğümüzün olması bizi top kayıplarına rağmen sürekli önde tuttu.Daha söylenecek bir söz bulamıyorum.Bu anlamlı günde emeği geçen herkese binlerce Teşekkürler...

Birkez daha gördükki seyirciyle o sinerjiyi tutturduğumuz zaman futbol, voleybol, basketbol hiç farketmez bambaşka bir kimliği bürünüyoruz ve oynayacağımız oyunu 2-3 seviye daha yukarı çekiyoruz.Nolur bu takımı yalnız bırakmayalım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme